<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>blog: siyahkedibeti</title>
    <link>http://www.sosyomat.com/</link>
    <language>tr-tr</language>
    <ttl>40</ttl>
    <description>blog: siyahkedibeti</description>
    <item>
      <title>Unutulan / O&#287;uz Atay</title>
      <description>"Ben tavan aras&#305;nday&#305;m !" diye ba&#287;&#305;rd&#305; delikten a&#351;a&#287;&#305; do&#287;ru. "Eski kitaplar bug&#252;nlerde &#231;ok para ediyor. Bir bakmak istiyorum onlara." Son s&#246;zlerimi duydu mu? "Oras&#305; &#231;ok karanl&#305;kt&#305;r; dur, sana bir fener vereyim." &#304;yi. Durgun bir g&#252;n. B&#252;t&#252;n hayat&#305;m boyunca s&#252;rekli bir ilgi arad&#305;&#287;&#305;m&#305; s&#246;ylerdi birisi bana. G&#252;l&#252;msedi&#287;imi g&#246;steren bir ayna olsayd&#305;; biraz da &#305;&#351;&#305;k. "Bir yerini k&#305;rars&#305;n karanl&#305;kta." Delikten yukar&#305; do&#287;ru bir el feneri uzand&#305;. Fenerli elin ucundaki &#305;&#351;&#305;k, rastgele &#246;nemsiz bir k&#246;&#351;eyi ayd&#305;nlatt&#305;; bu eli ok&#351;ad&#305;. El kayboldu. Ne d&#252;&#351;&#252;n&#252;yor acaba? G&#252;l&#252;msedi: Yine mi d&#252;&#351;&#252;n&#252;yor?

devam&#305; yar&#305;n :)</description>
      <pubDate>Sun, 07 Sep 2008 14:01:58 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">2002323-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/2002323</link>
    </item>
    <item>
      <title>"Minareden at beni,in a&#351;a&#287;&#305; tut beni".</title>
      <description>"Son bitmi&#351; guaj resme bak&#305;yorum. Ba&#351;s&#305;z ve ayaks&#305;z, yerinden ve haf&#305;zas&#305;ndan uzak d&#252;&#351;m&#252;&#351; bir g&#246;vdenin, i&#287;reti kanatlar&#305;yla u&#231;may&#305; tam da beceremeyen hantal bir yarat&#305;kla oynad&#305;&#287;&#305; &#231;emberden atlama oyununa. Karanl&#305;k bir ormanda saklanm&#305;&#351; iki yarat&#305;k, biri eksik, biri fazla, belki bir kad&#305;n ve bir erkek, kendilerini ve birbirlerini yoketmeden kavu&#351;abilecekler mi? Nihayet, bu gizli k&#246;&#351;ede kendi eksikliklerinden ve fazlal&#305;klar&#305;ndan duyduklar&#305; utanc&#305; bir &#231;o&#351;kuya &#231;evirebilirler mi? Bu oyunun resmedili&#351;indeki imkans&#305;zl&#305;&#287;&#305;n ard&#305;nda, tutman&#305;n ya da tutkunun tek umudu mu var? "Minareden at beni,in a&#351;a&#287;&#305; tut beni". Zemin dokusuna kar&#305;&#351;an yaz&#305; oyunun ad&#305;n&#305; b&#246;yle koyuyor.
&#8220;Oyunun kurulu&#351;undaki umudu, sondaki imkans&#305;zl&#305;ktan daha &#231;ok merak ediyorum. &#199;&#252;nk&#252; son, sonradan geriye d&#246;n&#252;lerek anlamlan&#305;yor, kesinle&#351;iyor. Resimdeki oyunda ise bir beklenti var&#8230;
Bu resimde, o &#231;ocuksu kaybedip bulma oyununda, gelece&#287;in deh&#351;etini erteleyen kuvvetli bir &#8220;sen&#8221; &#231;a&#287;r&#305;s&#305;n&#305; duyuyorum ayn&#305; zamanda. Yaz&#305;n&#305;n beklentisi de bu zaten. &#199;ok mu ge&#231;?
Bir bak&#305;ma &#246;yle, kaderin ba&#351;kal&#305;&#287;&#305; beni de seni de terketmi&#351;. Ama bu resimlerdeki ba&#351;kal&#305;&#287;&#305;, &#246;rne&#287;in bir ba&#351;ka resimde, bir k&#305;z &#231;ocu&#287;unun s&#305;n&#305;r &#231;izgisine kadar gidip g&#246;rd&#252;&#287;&#252;, g&#246;r&#252;p de de bize anlatamad&#305;&#287;&#305; bir ba&#351;ka d&#252;nyay&#305; dile getirmek i&#231;in ge&#231; olmayabilir. Yabanc&#305;l&#305;&#287;&#305;n pay&#305;ndan duyulan umut gene.&#8221;
Ressam&#8221; kitab&#305;ndan 
</description>
      <pubDate>Mon, 25 Aug 2008 20:30:51 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1939889-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1939889</link>
    </item>
    <item>
      <title>Ne Gelir Elimizden &#304;nsan Olmaktan Ba&#351;ka..</title>
      <description>Ne &#231;&#305;kar siz bizi anlamasan&#305;z da , Evet, siz bizi anlamasan&#305;z da ne &#231;&#305;kar Eh, yani ne &#231;&#305;kar siz bizi anlamasan&#305;z da,,
ben kimim, kime anlat&#305;yorum, neyi anlat&#305;yorum ayr&#305;ca
Neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir t&#252;keten isteklerimi T&#252;keten kim.
Ne kadarc&#305;k bir fark var bizimle b&#252;t&#252;n insanlar aras&#305;nda
&#199;ay&#305;n&#305;z so&#287;uyacak! &#199;ay&#305;n&#305;z m&#305; dediniz ? Ne tuhaf biraz anl&#305;yorum
Ya sonra ? B&#305;rak&#305;n &#351;u sonray&#305;, bilmem ki nedir o sonra
Gene mi, ba&#351;lad&#305;n&#305;z m&#305; ? peki &#351;imdi kim var s&#305;rada
Sak&#305;n haaaa!. biz yo&#287;uz, bizi unutun, yok deyin ad&#305;m&#305;za
Yok deyin &#231;&#252;nk&#252; biz..biz i&#351;te korkuyoruz ne g&#252;zel korkumuzla 
Ne g&#252;zel a&#287;z&#305;m&#305;zla..
Bir oyun ba&#351;ka olamaz oyundan gibi Bir s&#246;z ba&#351;ka olamaz s&#246;zden gibi
Bir &#351;ey ba&#351;ka olamaz &#351;eyden gibi Tam &#246;yle gibi, var&#305;yor gibi bir mutlulu&#287;a
Ne gelir elimizden insan olmaktan ba&#351;ka Ne gelir elimizden insan olmaktan ba&#351;ka.... </description>
      <pubDate>Wed, 20 Aug 2008 09:18:22 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1920420-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1920420</link>
    </item>
    <item>
      <title>kahve &#231;e&#351;itleri~</title>
      <description>
 T&#252;rk Kahvesi &#8211; Telvesi ile servis yap&#305;lan tek kahve &#231;e&#351;idi ..(lokumla daha g&#252;zel olurmu&#351;;) Espresso - Makine ile haz&#305;rlanan, koyu kavrulmu&#351;, &#304;talya'ya &#246;zg&#252; bir kahve t&#252;r&#252;d&#252;r
M&#305;rra - &#350;anl&#305;urfa'ya &#246;zg&#252;, birka&#231; kez demlenerek haz&#305;rlanan ac&#305; kahve
Cappuccino&#8211; Espresso ve su buhar&#305; ile ile k&#246;p&#252;k haline getirilmi&#351; s&#252;t eklenen kahve.(k&#246;p&#252;k 2 santim kadar)
Americano &#8211; Espresso&#8217;nun s&#305;cak su eklenerek yumu&#351;at&#305;lm&#305;&#351; &#351;ekli
Cafe au lait &#8211; Frans&#305;zlar&#305;n s&#252;tl&#252; filtre kahvesi
Ethiopian Yirgacheff &#8211; &#350;arab&#305;ms&#305; buruk tad&#305; olan Etiyopya kahvesi
Latte &#8211; Espresso&#8217;ya az k&#246;p&#252;rt&#252;lm&#252;&#351; s&#252;t&#252;n eklendi&#287;i kahve (k&#246;p&#252;k 1 santim kadar)
Macchiato &#8211; Espresso&#8217;ya s&#252;t k&#246;p&#252;&#287;&#252; eklenerek haz&#305;rlanan kahve
Mocha &#8211; Latte&#8217;ye &#231;ikolata tozu veya &#351;eklenmesiyle yap&#305;lan kahve
Santos &#8211; Brezilya&#8217;da bir liman ad&#305;d&#305;r,kahve yeti&#351;mez.
Sumatran &#8211; D&#252;&#351;&#252;k asit dengesine sahip Endonezya kahvesi
Supremo &#8211; Kolombiya'da en kaliteli kahve kategorisine verilen ad'd&#305;r.
Viennese &#8211; Espresso&#8217;ya &#231;ikolata ve krema kat&#305;larak haz&#305;rlanan Viyana usul&#252; kahve </description>
      <pubDate>Fri, 15 Aug 2008 19:51:29 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1901441-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1901441</link>
    </item>
    <item>
      <title>....</title>
      <description>Zaman, a&#231;&#305;k&#231;as&#305; yoktur (s&#305;n&#305;r olarak &#351;imdinin d&#305;&#351;&#305;nda) ve buna ra&#287;men biz zamana tabiyiz. Bu bizim durumumuzdur. Varolmayan &#351;eye tabiyiz. &#304;ster edilgen olarak ac&#305; &#231;ekilen -fiziksel ac&#305;, bekleyi&#351;, pi&#351;manl&#305;k, vicdan azab&#305;, korku gibi- zaman olsun, ister &#231;ekip &#231;evrilen -d&#252;zen, y&#246;ntem, zorunluluk gibi- zaman olsun, her iki durumda da tabi oldu&#287;umuz &#351;ey var de&#287;ildir. Ama itaatimiz vard&#305;r. Biz, ger&#231;ekd&#305;&#351;&#305; zincirlerle ger&#231;ekten ba&#287;lanm&#305;&#351;&#305;z. Ger&#231;ekd&#305;&#351;&#305; olan zaman, her &#351;eyi ve bizi ger&#231;ekd&#305;&#351;&#305;l&#305;kla &#246;rter."
"Olmak ve sahip olmak. -&#304;nsan&#305;n varl&#305;&#287;&#305; yoktur, yaln&#305;zca sahip oldu&#287;u vard&#305;r. &#304;nsan&#305;n varl&#305;&#287;&#305; perdenin arkas&#305;nda, do&#287;a&#252;st&#252;n&#252;n oldu&#287;u taraftad&#305;r. Kendisi hakk&#305;nda bilebilece&#287;i &#351;ey, yaln&#305;zca ko&#351;ullar&#305;n ona verdi&#287;i &#351;eydir. Ben benim i&#231;in gizlidir (ve ba&#351;kas&#305; i&#231;in de); ben Tanr&#305; taraf&#305;ndad&#305;r, Tanr&#305;'dad&#305;r, Tanr&#305;'d&#305;r. Gururlu olmak, Tanr&#305; oldu&#287;unu unutmakt&#305;r... Perde, insan&#305;n sefaletidir Simone Weil.... </description>
      <pubDate>Thu, 31 Jul 2008 20:46:04 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1823702-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1823702</link>
    </item>
    <item>
      <title>ads&#305;z</title>
      <description>Yorgun g&#246;rd&#252;m seni; g&#246;zlerin ya&#351;la dolmu&#351;, &#252;z&#252;ld&#252;m.
&#199;&#252;nk&#252; ben bir h&#252;z&#252;nd&#252;m.
Saclar&#305;n epeyce da&#287;&#305;lm&#305;&#351; dudaklar&#305;n duvara carpm&#305;s &#231;&#246;z&#252;ld&#252;m.
&#199;&#252;nk&#252; ben senin s&#246;z&#252;nd&#252;m.
</description>
      <pubDate>Sun, 20 Jul 2008 15:14:41 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1774098-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1774098</link>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa&#8217;y&#305; saran her melanetin faturas&#305; kedilere &#231;&#305;k&#305;yordu. Orta&#231;a&#287; Avrupas&#305; boyunca milyonlarca kedi insanlar&#305;n bu anlams&#305;z zulm&#252;n&#252;n kurban&#305; oldu</title>
      <description>Orta&#231;a&#287; Avrupas&#305;&#8217;nda kedilerinin ya&#351;am&#305; asl&#305;nda Spielberg&#8217;in Schindler&#8217;in Listesi filminden farks&#305;zd&#305;. Hatta &#231;ok daha k&#246;t&#252;yd&#252;. Musevilere yap&#305;lan zul&#252;m 1933&#8217;ten 1945&#8217;e kadar s&#252;rm&#252;&#351; iken Orta&#231;a&#287; Avrupas&#305;&#8217;nda kedilere yap&#305;lan zul&#252;m yakla&#351;&#305;k 450 y&#305;l boyunca s&#252;rd&#252;. Avrupa Romal&#305;larla birlikte Yine 9. y&#252;zy&#305;la ait &#304;svi&#231;re yak&#305;nlar&#305;nda ya&#351;ayan &#304;rlanda&#8217;l&#305; bir ke&#351;i&#351;in g&#252;nl&#252;&#287;&#252; kedisi Pangur Ban&#8217;a yazd&#305;&#287;&#305; &#351;iirlerle doludur. Kilise&#8217;nin resmi g&#246;r&#252;&#351;&#252;n&#252;n kesinkes uygulanmas&#305; Engizisyon Mahkemeleri&#8217;nin kurulmas&#305; ile s&#246;z konusu oldu ve sadece insanlar i&#231;in de&#287;il (as&#305;l) kediler i&#231;in de zor g&#252;nler ba&#351;lad&#305;. Evi farelerden korusun diye kedi besleyen bir &#231;ok kad&#305;n kedileri ile cad&#305;l&#305;k yapmakla su&#231;lan&#305;p yak&#305;ld&#305;. &#214;yle ki, &#304;ngiliz Hanedan&#305; Mary Tudor ve I. Elizabeth D&#246;nemleri&#8217;nde kediler sapk&#305;nl&#305;&#287;&#305;n simgesi olarak k&#246;y meydanlar&#305;nda yak&#305;larak halk kitlelerine g&#246;zda&#287;&#305; verildi

''''''Kedi d&#252;&#351;manl&#305;&#287;&#305; Avrupa&#8217;y&#305; bir &#231;&#305;&#287; gibi sard&#305;. &#214;zellikle siyah kediler bu barbarl&#305;&#287;&#305;n birinci hedefi oldu. Belki de bu y&#252;zden H&#305;ristiyan k&#252;lt&#252;r&#252;nde yer alan Hallowen kutlamalar&#305;nda siyah kedi hala k&#246;t&#252; g&#252;&#231;lerin simgesi ya da cad&#305;lar&#305;n arkada&#351;&#305; olarak hicvedilir. ''''

Orta&#231;a&#287;&#8217;&#305;n bitmesine yak&#305;n Avrupa&#8217;da ba&#351; g&#246;steren B&#252;y&#252;k A&#231;l&#305;k D&#246;nemi&#8217;nde de kediler yine tehlike alt&#305;ndayd&#305;. Bu kez yiyecek bulamayan Avrupal&#305;lar kedilere y&#246;neldi. K&#246;ylerde kediler bir anda g&#246;r&#252;lmez oldu. Avrupa&#8217;y&#305; saran her melanetin faturas&#305; kedilere &#231;&#305;k&#305;yordu. Orta&#231;a&#287; Avrupas&#305; boyunca milyonlarca kedi insanlar&#305;n bu anlams&#305;z zulm&#252;n&#252;n kurban&#305; oldu. Ta ki insanc&#305;ll&#305;k ak&#305;m&#305; Avrupa&#8217;y&#305; etkileyene dek. Yeni&#231;a&#287; yava&#351; yava&#351; Avrupa&#8217;ya yerle&#351;emeye ba&#351;lad&#305;k&#231;a kediler &#252;zerindeki &#246;nyarg&#305; ve sald&#305;r&#305;lar g&#246;rece de olsa azald&#305;. Kediler aristokratlar&#305;n ve sanat&#305;n tekrar ilgi alan&#305; halinde geldi. Kedili tablolar tekrar kabul salonlar&#305;n&#305; s&#252;slemeye ba&#351;lad&#305;. Hatta Exeter Kathedrali bile art&#305;k farelere kar&#351;&#305; besledi&#287;i kedilerin yemek masraf&#305; olarak haftada 1 penny ay&#305;r&#305;yordu. Orta&#231;a&#287; Avrupas&#305;&#8217;n&#305;n kabus dolu g&#252;nleri art&#305;k i&#231;g&#252;d&#252;lere hapsolacakt&#305;.






</description>
      <pubDate>Sat, 28 Jun 2008 11:29:41 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1672134-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1672134</link>
    </item>
    <item>
      <title>Ola&#287;an Mucizeler -</title>
      <description>o gidiyor sen kaybediyorsun... o kal&#305;yor sen yine kaybediyorsun,, Hayat insan&#305; haf&#305;zan&#305;n bir adas&#305;ndan di&#287;erine ak&#305;p duruyor...

b&#252;t&#252;n oyunlar&#305;m&#305;z i&#231;inde sadece a&#351;k oyunu ruhumuza huzursuzluk verir,,,
hayat&#305;n i&#231;inde &#246;l&#252;m oldu&#287;unu hen&#252;z bilmedi&#287;imiz bir zamann.. 
&#214;l&#252;m B&#252;t&#252;n OYUnlar&#305;n i&#231;ine s&#305;z&#305; verir.. 
......
Hayat dolamba&#231;l&#305; nice yol a&#231;&#305;yor insanlar&#305;n &#246;n&#252;ne. Bir s&#252;re o yollardan  birinde ilerliyorsun..Yan&#305;nda y&#252;r&#252;yen biri oluyor sonra..
Yol hi&#231; bitmeyecekmi&#351; gibi geliyor,Ayaklar&#305;n&#305;n  yere bast&#305;&#287;&#305;n&#305; bile unutuyorsun,Bazen duruveriyorsun orac&#305;kta, bir bak&#305;yorsun  ki yol hala kay&#305;yor ayaklar&#305;n&#305;n alt&#305;nda

o zaman anl&#305;yorsun.. bir yerlere varmak i&#231;in yolda de&#287;ilsindir..yolda oldu&#287;un i&#231;in yoldas&#305;nd&#305;r,ne yaln&#305;z ne 2 ki&#351;i ...hi&#231; bir &#351;ey de&#287;i&#351;mez yolda olman&#305;n kendisi asildir,,

Bence sen sihrini kaybetmi&#351;sin ,,,,
</description>
      <pubDate>Fri, 20 Jun 2008 12:07:12 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1632515-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1632515</link>
    </item>
    <item>
      <title>gizli y&#220;Z</title>
      <description>foto&#287;raf&#231;&#305;: r&#252;yam&#305;n geri kalan&#305;n&#305; anlat bana... bir kere olsun uykudan huzurla uyanay&#305;m...
kad&#305;n: r&#252;yalar tamamlanmaz ki hi&#231;. hik&#226;yeler tamamlan&#305;r. (...) bazen bunu o kadar &#231;ok isterdim ki, senin bak&#305;&#351;&#305;n benim bak&#305;&#351;&#305;m olurdu. kederlilerin bulundu&#287;u bir &#351;ehirde beni ar&#305;yordur diye d&#252;&#351;&#252;n&#252;rd&#252;m.
 ben de o &#351;ehirde olurdum.,
 &#351;imdi gazete kesiklerindeki y&#252;zlere bak&#305;yordur derdim.
 o y&#252;zlerin her biri benim y&#252;z&#252;m olurdu. 
seni bazen &#246;yle bir d&#252;&#351;&#252;n&#252;rd&#252;m ki,
 bakt&#305;&#287;&#305;n b&#252;t&#252;n d&#252;nya ben olurdum.
 o zaman anlard&#305;m art&#305;k, beni de&#287;il, d&#252;nyay&#305; istedi&#287;ini. (...) 
yan&#305;lm&#305;yorum ben can&#305;m, 
de&#287;ilim ben o arad&#305;&#287;&#305;n y&#252;z belkide . 
bazen getirdi&#287;in foto&#287;raflara bakarken bak&#305;&#351;&#305;n&#305; y&#252;z&#252;mde hisseder, bir ba&#351;kas&#305;, bamba&#351;ka biri olabilir miydim acaba diye d&#252;&#351;&#252;n&#252;rd&#252;m. 
o zaman birbirimize bakt&#305;&#287;&#305;m&#305;zda d&#252;nyay&#305; de&#287;il, birbirimizi g&#246;r&#252;rd&#252;k... kendimizi... d&#252;nyay&#305; aramazd&#305;k...
</description>
      <pubDate>Thu, 19 Jun 2008 09:50:35 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1626720-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1626720</link>
    </item>
    <item>
      <title>birinci kap&#305; / U&#287;ur &#214;zak&#305;nc&#305; - erken gitti :(</title>
      <description>beni, iki bu&#231;uk y&#305;l boyunca s&#252;rg&#252;n cezam&#305; &#231;ekece&#287;im g&#252;neydo&#287;u&#8217;nun en u&#231; kasabas&#305;na g&#246;t&#252;ren otob&#252;s, bir benzin istasyonunda mola vermi&#351;ti. yakla&#351;&#305;k d&#246;rt saattir otob&#252;s&#252;n arka s&#305;ralar&#305;ndan birindeki koltu&#287;umda, zaman zaman elimdeki kitapla, zaman zaman da otob&#252;s penceresinden ak&#305;p giden d&#305;&#351; d&#252;nyayla oyalan&#305;yordum. 

be&#351; bu&#231;uk y&#305;ll&#305;k bir hapishane hayat&#305;ndan sonra bedenim olduk&#231;a yorgun d&#252;&#351;m&#252;&#351; ve iyice dayan&#305;ks&#305;zla&#351;m&#305;&#351;t&#305;. onca saat bir koltu&#287;a &#231;ak&#305;l&#305; olarak yolculuk yapmaktan, b&#252;t&#252;n kaslar&#305;m uyu&#351;mu&#351;tu. 

otob&#252;s&#252;n &#351;of&#246;r&#252; koltu&#287;undan inerken, muavin &#8220; on be&#351; dakika buraday&#305;z say&#305;n yolcular&#305;m&#305;z. &#231;ay ve ihtiya&#231; molas&#305; diye ba&#287;&#305;r&#305;nca, s&#305;rt &#231;antam&#305; al&#305;p benzin istasyonunun harap tuvaletine y&#246;neldim. elimi y&#252;z&#252;m&#252; y&#305;kay&#305;p kendime gelmek, bir &#351;eyler i&#231;ip biraz dinlenmek istiyordum. 

tuvaletin bulundu&#287;u d&#246;k&#252;nt&#252; barakan&#305;n tek bir kap&#305;s&#305; vard&#305;. i&#231;eriye girmek i&#231;in kap&#305;y&#305; ne kadar ittimse de a&#231;amad&#305;m. aral&#305;k olmas&#305;na ra&#287;men i&#231;erdeki bir &#351;eyin, kap&#305;n&#305;n a&#231;&#305;lmas&#305;n&#305; engelledi&#287;ini fark ettim. d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;k&#305;p tuvalet cam&#305;n&#305;n alt&#305;ndaki varilin &#252;zerine s&#305;&#231;rayarak i&#231;eriye bakt&#305;&#287;&#305;mda &#252;rkt&#252;m. geni&#351; bir kan birikintisinin ortas&#305;nda y&#252;z&#252;koyun bir adam yat&#305;yordu. d&#246;n&#252;p kap&#305;y&#305; iyice zorlayarak a&#231;may&#305; ba&#351;ard&#305;m. g&#246;z&#252;me ilk &#231;arpan &#351;ey, adam&#305;n sa&#287; elindeki jiletin parlamas&#305; oldu. 

&#231;antas&#305;n&#305;n &#252;zerine devrilmi&#351; &#246;b&#252;r eliyle bir ka&#287;&#305;t par&#231;as&#305; tutuyordu. ka&#287;&#305;d&#305; dikkatle ald&#305;m. d&#252;zg&#252;n bir el yaz&#305;s&#305;yla yaz&#305;lm&#305;&#351; ve &#8220;hi&#231; kimseye...&#8221; diye ba&#351;layan bir mektuptu. 

adam&#305;n &#252;zerinde benimkine &#231;ok benzeyen siyah, deri bir ceket vard&#305;. yer yer beyazla&#351;m&#305;&#351; sa&#231;lar&#305;ndan ve yatarken bile belli olan y&#305;k&#305;k omuzlar&#305;ndan, k&#305;rkl&#305; ya&#351;lar&#305;nda oldu&#287;u ortadayd&#305;. 

bile&#287;inden s&#305;zan ve incecik bir yol &#231;izerek tuvalet deli&#287;ine akan kan iyice p&#305;ht&#305;la&#351;m&#305;&#351;, koyu ve kirli bir renge d&#246;n&#252;&#351;m&#252;&#351;t&#252;. keskin sidik kokusuna kar&#305;&#351;an kan kokusu i&#231;imi buland&#305;rmaya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;. &#252;rkeklik ve karars&#305;zl&#305;k aras&#305;nda e&#287;ilip, adam&#305;n y&#252;z&#252;n&#252; kendime &#231;evirdim. &#351;ehirli bir y&#252;z&#252; vard&#305;. k&#305;r&#305;&#351;&#305;k teni buz gibi so&#287;uk, ye&#351;il ve donuk g&#246;zleri korkun&#231; bir &#351;ey g&#246;rm&#252;&#351; gibi a&#231;&#305;kt&#305;. 

tuvaletten &#231;&#305;k&#305;p musluklar&#305;n oldu&#287;u k&#246;&#351;eye yasland&#305;m, adam&#305;n elinden ald&#305;&#287;&#305;m buru&#351;uk ka&#287;&#305;d&#305; a&#231;t&#305;m. daha ilk sat&#305;rdaki &#8220;hi&#231; kimseye&#8221; s&#246;zc&#252;&#287;&#252; beni heyecanland&#305;rd&#305;: 

&#8220;...kendimi hi&#231;bir yere, hi&#231;bir vatana ve hi&#231;bir bayra&#287;a ait hissetmiyorum art&#305;k. bir yere varmak de&#287;il, sadece gitmek duygusu &#231;ekiyor beni. ana avrat d&#252;md&#252;z &#231;ekip gitmek bu &#246;ld&#252;rgen hayattan...&#8221;

ilk kez ger&#231;ek bir intihar mektubu okuyor olmam&#305;n heyecan&#305;yla titredim. s&#305;radan bir mektup de&#287;ildi. bir hesapla&#351;man&#305;n, su&#231;laman&#305;n ve i&#231; k&#305;r&#305;lganl&#305;&#287;&#305;n&#305;n bu a&#287;&#305;rla&#351;m&#305;&#351; s&#246;zc&#252;klerini okuduk&#231;a kalbim ac&#305;yordu. sanki direnebildi&#287;i kadar direnmi&#351;, sonunda yenilmi&#351;, i&#351;gal edilmi&#351;, ya&#287;malanm&#305;&#351; ve onuru k&#305;r&#305;lm&#305;&#351; bir &#252;lkenin sokaklar&#305; konu&#351;uyordu sat&#305;rlarda:

&#8220;...buz &#252;st&#252;ne yaz&#305;lar yazd&#305;m. camlar&#305;n bu&#287;usuna, denizin kumsal&#305;na, aln&#305;m&#305; yalayan r&#252;zgara. buz eriyecek, cam silinecek, kumsal y&#305;kanacak ve r&#252;zgar duracak da olsa; buzun &#246;mr&#252;, bu&#287;unun direnci, kumsal&#305;n b&#252;y&#252;s&#252; ve r&#252;zgar&#305;n h&#305;z&#305; kadar ya&#351;ayabilmek i&#231;indi. bu y&#252;zden her s&#246;ze esirgeyen ve ba&#287;&#305;&#351;layan a&#351;k&#305;n ad&#305;yla ba&#351;lad&#305;m. belki de bu y&#252;zden hi&#231;bir kad&#305;n ba&#287;&#305;&#351;lamad&#305; beni. hi&#231;bir &#231;ocuk babal&#305;&#287;&#305;m&#305;, hi&#231;bir baba &#231;ocuklu&#287;umu kabul etmedi. 

kendi kendimin kad&#305;n&#305;, erke&#287;i, &#231;ocu&#287;u ve babas&#305; olmay&#305;; kendi kendimi do&#287;urup her sabah, ruhumu en y&#252;ksek u&#231;urumlardan atmay&#305; &#246;&#287;rendim. kendi ate&#351;imle &#305;s&#305;tmay&#305; kalbimi ve cinayetler gibi susmay&#305;...&#8221;

ben mektuba dalm&#305;&#351;ken, tuvalete gelen ba&#351;kalar&#305; manzaray&#305; g&#246;r&#252;p ortal&#305;&#287;&#305; &#231;oktan velveleye vermi&#351;ti. benzin istasyonunun pompac&#305;lar&#305;ndan biri di&#287;erine, adam&#305; sanki daha &#246;nce g&#246;rm&#252;&#351; gibi hissetti&#287;ini anlat&#305;yordu. benzin istasyonunun kahvehanesinde &#231;ayc&#305;l&#305;k yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; sonradan &#246;&#287;rendi&#287;im k&#305;v&#305;rc&#305;k sa&#231;l&#305; ve y&#252;z&#252;n&#252; k&#305;z&#305;l ergenlik sivilceleri kaplam&#305;&#351; olan gen&#231; &#231;ocuk donakalm&#305;&#351;t&#305;. bir s&#252;re sonra &#8220;o bir &#351;airdi&#8221; dedi, f&#305;s&#305;ldayarak. &#8220;&#351;air miydi&#8221; diye &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;kla sordu k&#305;sa boylu pompac&#305;. &#8220;evet &#351;airdi....&#8221; diye onaylad&#305; &#231;ayc&#305; gen&#231;. &#8220;..bir saat &#246;nce burada mola veren otob&#252;s&#252;n yolcusuydu. birka&#231; bardak &#231;ay i&#231;ti. bana birka&#231; &#351;iirini vermi&#351;ti. &#231;ok k&#305;sa bir zamanda sohbet bile etmi&#351;tik. g&#252;zel ama umutsuz konu&#351;uyordu hep. otob&#252;s muavini moladan sonra bir yolcu eksik diye &#231;ok arad&#305; onu. bulamay&#305;nca gazlad&#305;lar.&#8221; 

adam&#305;n y&#252;z&#252;koyun uzanm&#305;&#351; cesedine bakan herkesin y&#252;z&#252;nde farkl&#305; bir ifade vard&#305;. kimileri ac&#305;yan, kimileri sorgulayan, kimileri anlamaz g&#246;zlerle bak&#305;yordu. ama ortak duygu &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;kt&#305;. 

y&#305;llar &#246;nce &#8220;her intihar&#305;n arkas&#305;nda mutlaka bir soru kal&#305;r&#8221; demi&#351;ti &#231;ok eski bir arkada&#351;&#305;m. oysa bu intihar&#305;n arkas&#305;nda sadece cevap vard&#305;. ve o cevab&#305;n b&#252;t&#252;n harfleri, elimde tuttu&#287;um mektubun sat&#305;rlar&#305;nda s&#246;zc&#252;k s&#246;zc&#252;k y&#252;r&#252;yordu.: 

&#8220;...kimliksiz dola&#351;man&#305;n bedelini her &#351;ekilde &#246;dedim. hi&#231;bir kimlik kontrol&#252;nden ge&#231;emedim. oysa benim bedenimden dokuz kalibrelik mermiler ge&#231;ti. benim ruhumdan yang&#305;nlar ge&#231;ti. akl&#305;mdan sorular, sesimden sesler, s&#246;z&#252;mden s&#246;zler ge&#231;ti. y&#252;z&#252;n&#252; y&#252;z&#252;mde unuttu h&#252;z&#252;n. 

r&#252;yalar&#305;mda, elleri sopal&#305; bir y&#305;&#287;&#305;n adam, neresi oldu&#287;unu bilmedi&#287;im bir &#351;ehir meydan&#305;nda, ser&#231;eleri d&#246;verdi hep ve ac&#305;rd&#305; a&#287;z&#305;m her &#246;l&#252; ku&#351;a bir isim koymaktan. 

belki de bu y&#252;zden ben b&#252;t&#252;n uykular&#305;mdan hep nihavent makam&#305;nda uyan&#305;rd&#305;m. 

selvi a&#287;a&#231;lar&#305; gibi ya&#351;lanmaktan b&#305;kt&#305;m. bir mezarl&#305;ktan bir ba&#351;ka mezarl&#305;&#287;a ta&#351;&#305;d&#305;m hayat&#305; ve toprak, ya&#351;amak istedi&#287;i i&#231;in lin&#231; edilenlerin sesini &#231;&#252;r&#252;t&#252;yordu. 

b&#252;t&#252;n denizlerde bo&#287;uldum. b&#252;t&#252;n ate&#351;lerde yand&#305;m. b&#252;t&#252;n ak&#305;l hastanelerinde yatt&#305;m. dur durak bilmeyen bir ka&#351;if gibi, uzun yollar boyunca yorgun ve terli, suskun ve bilge, ayk&#305;r&#305; ve s&#305;radan, &#246;l&#252;mc&#252;l ve do&#287;urgan; a&#351;kla tutkuyu, sadakatle ihaneti, hayatla &#246;l&#252;m&#252;, al&#231;akl&#305;kla erdemi, namusla namussuzlu&#287;u, yalanla do&#287;ruyu hep bir arada g&#246;rd&#252;m. i&#351;te bu y&#252;zden, ne zaman sevi&#351;mek gelse akl&#305;ma, i&#231;ime kan par&#231;alar&#305; t&#252;k&#252;rd&#252;m ve sonunda kendimi &#231;ald&#305;m tanr&#305;dan. 

&#231;akmak ta&#351;lar&#305; gibi s&#246;zc&#252;kleri &#231;arpa &#231;arpa, belki yakaca&#287;&#305;m bu mektubu da...

hangi aynaya baksam, en usta aynac&#305;lar&#305;n d&#246;kt&#252;&#287;&#252; b&#252;t&#252;n s&#305;rlar&#305; deliyor suretim ve art&#305;k hi&#231;bir &#351;iire inanm&#305;yorum. hi&#231;bir yerden geliyorum ben ve hi&#231;bir yere gidiyorum...&#8221;

sars&#305;lm&#305;&#351; ve &#246;ylece kalakalm&#305;&#351;t&#305;m. iyice &#231;&#252;r&#252;mekte olan kan kokusu, &#246;nce tuvaletteki her kokuya kar&#305;&#351;&#305;yor, sonra dalga dalga burun deliklerimden girip genzimi yak&#305;yordu. 

jandarmalarla gelen h&#252;k&#252;met tabibi cesedi uzun uzun inceledi. &#231;antas&#305;ndan &#231;&#305;kard&#305;&#287;&#305; bas&#305;l&#305; formlar&#305;n nokta nokta b&#305;rak&#305;lm&#305;&#351; bo&#351;luklar&#305;n&#305; elde etti&#287;i verilerle dikkatlice doldurdu. 

benden ba&#351;ka hi&#231; kimsenin bilmedi&#287;i mektubu &#231;antama att&#305;m. ceset, bir kamyonetin arkas&#305;na y&#252;klenip kasabaya yollan&#305;rken, adam&#305;n y&#252;z&#252;ne bir kez daha bakt&#305;m. ne kadar da bana benziyordu. 

jandarma minib&#252;s&#252;ne doldurarak, ifade vermek &#252;zere hepimizi jandarma karakoluna getirdiler. akl&#305;m fikrim adam&#305;n &#231;antas&#305;ndayd&#305;. ortal&#305;k kar&#305;&#351;madan &#246;nce, mektup gibi &#231;antay&#305; da apartabilirdim. bunu yapmad&#305;&#287;&#305;m i&#231;in kendime &#231;ok k&#305;zd&#305;m. 

karakolun koridorunda kendimi en sonlara att&#305;m. b&#246;ylece g&#246;zden uzak olabilir, en az&#305;ndan s&#305;ra bana geldi&#287;inde, jandarma astsubay&#305;na &#231;antayla ilgili bir &#351;eyler sorabilir ve belki &#231;antan&#305;n i&#231;inde neler oldu&#287;unu bile g&#246;rebilirdim. 

di&#287;erlerinin ifade verdi&#287;i odadaki daktilo aral&#305;ks&#305;z &#351;ak&#305;rd&#305;yordu. onun hemen yan&#305;ndaki odan&#305;n kap&#305;s&#305; aral&#305;kt&#305; ve o aral&#305;ktan g&#246;rebildi&#287;im kadar&#305;yla, jandarma astsubay&#305; bir telefon g&#246;r&#252;&#351;mesi yap&#305;yordu. 

astsubay&#305;n oturdu&#287;u masada adam&#305;n eskimi&#351; kahverengi &#231;antas&#305; &#246;ylece duruyordu. astsubay telefon ahizesini yerine koyar koymaz f&#305;rlay&#305;p odaya dald&#305;m. astsubay&#305;n &#351;a&#351;k&#305;n g&#246;zlerine yumu&#351;ak bir ifadeyle bak&#305;p &#8220;adam&#305;n &#231;antas&#305;n&#305; merak ediyorum...&#8221; dedim &#8220;...kimmi&#351;, neciymi&#351;, neden &#246;ld&#252;rm&#252;&#351; kendini. bir ipucu bulabildiniz mi.&#8221; astsubay merakl&#305;l&#305;&#287;&#305;mdan endi&#351;elenmi&#351; bir sesle &#8220;bu art&#305;k adli bir mesele, bir &#351;ey s&#246;ylemek gereksiz&#8221; dedi. en ikna edici ses tonumu tak&#305;n&#305;p &#8220;ama onu ben buldum. bu kadar merak etmeye hakk&#305;m olsun art&#305;k&#8221; dedim g&#252;l&#252;mseyerek.

astsubay&#305; da g&#252;l&#252;msetmeyi ba&#351;arm&#305;&#351;t&#305;m. g&#246;&#287;s&#252;ne yaslad&#305;&#287;&#305; &#231;antan&#305;n kop&#231;alar&#305;n&#305; a&#231;maya &#231;al&#305;&#351;&#305;rken &#8220;kimli&#287;i hakk&#305;nda merkezden bilgi ald&#305;m biraz &#246;nce...&#8221; dedi &#8220;...bir &#351;air oldu&#287;u san&#305;l&#305;yor. siyasi nedenlerle sab&#305;kal&#305;ym&#305;&#351;. baz&#305; yaz&#305;lar&#305; nedeniyle be&#351; bu&#231;uk y&#305;l tutuklu kalm&#305;&#351;. tahliye olduktan birka&#231; g&#252;n sonra s&#252;rg&#252;n cezas&#305;n&#305; &#231;ekmek &#252;zere yola &#231;&#305;km&#305;&#351;. bindi&#287;i otob&#252;s o benzin istasyonunda mola verdi&#287;inde umutsuzlu&#287;a kap&#305;lm&#305;&#351; olacak ki, tuvalette bile&#287;ini kesmi&#351;. ailesi yok. yar&#305;n bir tutanakla kimsesizler mezarl&#305;&#287;&#305;na defnedilir ve bu konuda kapan&#305;r.&#8221;

bir jandarma eri i&#231;eriye iki bardak &#231;ay b&#305;rakt&#305;. topuk selam&#305; verip &#231;&#305;kt&#305;. astsubay &#231;antay&#305; a&#231;&#305;p ters &#231;evirdi, masaya do&#287;ru silkeledi. &#231;antadan masaya birka&#231; tane sar&#305; saman ka&#287;&#305;d&#305;, bir kur&#351;unkalem ve bir paket de jilet d&#252;&#351;t&#252;. 

masaya yakla&#351;t&#305;m. astsubayla birlikte, &#252;zerleri yaz&#305;s&#305;z olan ka&#287;&#305;tlara bakt&#305;k. masada duran jilet paketine astsubayla ayn&#305; anda uzand&#305;k. ama o, paketi benden &#246;nce kapt&#305;. &#8220;herhalde bunlardan birini kullanm&#305;&#351; olmal&#305;&#8221; dedi. 

jilet paketini astsubay&#305;n elinden ald&#305;m. &#8220;bende kalabilir mi &#8220; dedim, heyecanla. &#8220;bu imkans&#305;z...&#8221; dedi &#8220;bunlar&#305;n zab&#305;tlara ge&#231;irilip teslim edilmesi gerek. hem alt taraf&#305; bir jilet paketi, neden istiyorsunuz.&#8221;

birka&#231; saat &#246;nce alelacele a&#231;&#305;l&#305;p, i&#231;indeki jiletlerden biri, &#351;airin damarlar&#305;ndaki kan&#305; f&#305;&#351;k&#305;rtan paketi teklifsizce cebime att&#305;m ve &#8220;&#231;&#252;nk&#252; ben de &#351;airim&#8221; dedim. astsubay k&#252;&#231;&#252;k bir kahkaha at&#305;p &#8220;peki ama...&#8221; dedi &#8220;...onlar&#305; t&#305;ra&#351; olmak d&#305;&#351;&#305;nda ba&#351;ka bir ama&#231;la kullanmay&#305;n l&#252;tfen.&#8221;

i&#231;ti&#287;im birka&#231; bardak &#231;ay ve sigaradan sonra, di&#287;erleri gibi benim de ifadem al&#305;nd&#305;. ad&#305;m, soyad&#305;m, ana ad&#305;m, baba ad&#305;m, do&#287;um tarihim, do&#287;um yerim, dinim, tabiyetim, ikamet adresim, mesle&#287;im ve medeni halim; sorduklar&#305; her soru varl&#305;&#287;&#305;m&#305; kan&#305;tlamaya yarayan birer ipucu gibi, daktilonun &#351;ak&#305;rdamalar&#305; aras&#305;nda, anlaml&#305; birer c&#252;mle olarak ka&#287;&#305;da ge&#231;iyor ve her &#351;ey bir belge halini al&#305;yordu. 

ifademi alan esmer ve y&#252;z&#252; sivilceli jandarma &#231;avu&#351;u y&#252;z&#252;me bile bakmadan, nereden geldi&#287;imi ve nereye gidece&#287;imi sordu.

&#8220;hi&#231;bir yerden geliyorum...&#8221; dedim, cebimdeki jilet paketini avu&#231;layarak &#8220;...ve hi&#231;bir yere gidiyorum.&#8221;
</description>
      <pubDate>Wed, 18 Jun 2008 14:56:14 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1623809-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1623809</link>
    </item>
    <item>
      <title>YALNIZ &#304;NSAN</title>
      <description>Yaln&#305;z insan merdivendir 
Hi&#231;bir yere ula&#351;mayan 
S&#252;r&#252;l&#252;r yabanc&#305; diye 
Dayand&#305;&#287;&#305; kap&#305;lardan 

Yaln&#305;z insan deli r&#252;zgar 
Ne zevk al&#305;r ne haz verir 
Dokundu&#287;u k&#252;ld&#252;r u&#231;ar 
Sundu&#287;u tozdur silinir 

Yaln&#305;z insan yok ki y&#252;z&#252; 
Ya&#287;mur &#231;arpan bir camekan 
Ve g&#246;z&#252;nden s&#305;zan ya&#351;lar 
Bir par&#231;ad&#305;r manzaradan 

Yaln&#305;z insan kay&#305;p mektup 
Adresimi yanl&#305;&#351; nedir 
Sevgiler der f&#305;rlat&#305;l&#305;r 
Kimbilir kim taraf&#305;ndan

 ARAGON
 
</description>
      <pubDate>Mon, 02 Jun 2008 17:42:23 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1552258-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1552258</link>
    </item>
    <item>
      <title>18 &#350;ubat 1986</title>
      <description>''-hi&#231; kimseyle kendimle bile ya&#351;lanmak istemiyorum.
-sa&#287;l&#305;kl&#305; kalmak i&#231;in ko&#351;amam. soluk alay&#305;m yeter.
-&#351;unu &#246;&#287;renmelisin: sen hi&#231;bir i&#351;e yaramaz de&#287;ilsin. seni senden &#231;alan toplumdur.
-ben, belli bir &#252;lkesi olmayan insanlardan&#305;m.
-son bireye kadar sava&#351;mak, kendini feda etmek, yanl&#305;&#351; bir kahramanl&#305;kt&#305;r.
-a&#351;k ac&#305;s&#305; &#231;ekmedim hi&#231;, &#231;&#252;nk&#252; d&#252;nyan&#305;n verdi&#287;i ac&#305; her zaman g&#252;&#231;l&#252;yd&#252;.
-d&#252;nyan&#305;n ac&#305;s&#305; olmasayd&#305; taze ye&#351;il yapraklar &#252;zerindeki g&#252;ne&#351; &#305;&#351;&#305;nlar&#305;n&#305;n anlam&#305; olmazd&#305;.
-uzand&#305;&#287;&#305;mda her&#351;ey &#252;zerime y&#305;&#287;&#305;ld&#305;. tavana kadar uzanan &#231;ini soba, duvar ka&#287;&#305;tlar&#305;, kentler. yorgunum.
-gece, g&#252;nd&#252;z&#252;n devam&#305; de&#287;ildir.
-asalet ve r&#252;tbe ile ilgili kavramlar&#305; hi&#231;bir dilde &#246;&#287;renmeyi ba&#351;aramad&#305;m.
-meyhanelerde umutsuz bir bekleyi&#351; vard&#305;r &#8211;kendi kendini bekleyi&#351;.
-insan&#305;n kendi d&#252;nyas&#305; d&#305;&#351;&#305;nda ya&#351;ayaca&#287;&#305; bir d&#252;nya yoktur.
-herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda ya&#351;am&#305;m bitti. bilmiyorum, nerede, ne zaman. ve i&#351;te o bitti&#287;i yerde ba&#351;lad&#305;. ac&#305;n&#305;n sonunda. ac&#305; ile.
-bittim, ya&#351;am&#305;m&#305; kapatt&#305;m. '' </description>
      <pubDate>Tue, 27 May 2008 19:32:20 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1524272-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1524272</link>
    </item>
    <item>
      <title>teke&#351; terlikleri</title>
      <description>Belki &#351;imdi - diye d&#252;&#351;&#252;n&#252;yor Bay Palomar - o &#252;lkede de bir ba&#351;ka ki&#351;i teke&#351; terliklerle dola&#351;&#305;yor." Ve her ad&#305;mda aya&#287;&#305;ndan &#231;&#305;kan, ya da &#231;ok dar oldu&#287;u i&#231;in aya&#287;&#305;n&#305; burarak hapis eden terlikleriyle, topallayarak &#231;&#246;lde dola&#351;an narin bir g&#246;lge g&#246;r&#252;yor. "Belki &#351;u s&#305;rada, o da beni d&#252;&#351;&#252;n&#252;yor, de&#287;i&#351; toku&#351; yapmak i&#231;in benimle kar&#351;&#305;la&#351;may&#305; umuyor. Bizi birbirimize ba&#287;layan ili&#351;ki, insanlar aras&#305;nda kurulan ili&#351;kilerin b&#252;y&#252;k bir &#231;o&#287;unlu&#287;undan daha somut ve a&#231;&#305;k. ." Tan&#305;mad&#305;&#287;&#305; mutsuzluk arkada&#351;&#305;yla dayan&#305;&#351;mak, &#231;ok az rastlanan bu tamamlay&#305;c&#305;l&#305;&#287;&#305;, bir k&#305;tadan bir ba&#351;kas&#305;na yans&#305;yan bu aksak ad&#305;mlar&#305; canl&#305; tutabilmek i&#231;in, teke&#351; terlikleri giymeyi s&#252;rd&#252;rmeye karar veriyor.
Italo Calvino</description>
      <pubDate>Mon, 26 May 2008 17:34:08 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1519708-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1519708</link>
    </item>
    <item>
      <title>"senin ne i&#351;in vard&#305; onlar aras&#305;nda.. hi&#231; bir i&#351;im yoktu.. bu</title>
      <description>'Ben Buraday&#305;m...'

"senin ne i&#351;in vard&#305; onlar aras&#305;nda.. hi&#231; bir i&#351;im yoktu.. bu y&#252;zden sevmezlerdi seni i&#351;te.. bu y&#252;zden ald&#305;rmad&#305;lar sana.. s&#246;ylesene senin ne i&#351;in vard&#305; onlar aras&#305;nda." atay</description>
      <pubDate>Sun, 25 May 2008 19:48:32 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1515514-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1515514</link>
    </item>
    <item>
      <title>ikinci &#351;iir /</title>
      <description>son tren gardan &#231;&#305;k&#305;p kenti ba&#351;tan ba&#351;a b&#246;ld&#252;. i&#231;imde bir lunapark &#305;&#351;&#305;klar&#305;n&#305; yakt&#305;. bir d&#252;&#287;&#252;m kendini &#231;&#246;zd&#252;. saat o saatti i&#351;te masam&#305;n &#252;zerinde ay damlalar&#305;. hangi s&#246;zc&#252;&#287;&#252;n &#305;rz&#305;na ge&#231;sem c&#252;mleler biraz daha pi&#231;ti. ve koskoca bir hi&#231;ti k&#252;t&#252;phanelerdeki mant&#305;k kitaplar&#305;. 

a&#351;k dedi&#287;in may&#305;n gibi patlar &#246;&#287;ret bunu &#231;ocuklar&#305;na. b&#246;yle &#351;arapnel &#351;arapnel kanat&#305;r adam&#305; hesaps&#305;z her y&#252;rek. mesela sen en uslu uykularda filizlerken kendini oralarda. bir anar&#351;ist &#246;ld&#252;r&#252;lebilir buralarda s&#305;rt&#305;ndan s&#246;zc&#252;klenerek. 

hangi s&#246;zc&#252;&#287;&#252; &#231;&#305;karsam art&#305;k k&#305;n&#305;ndan. ni&#351;angah&#305;nda gez g&#246;z arpac&#305;ks&#305;n. a&#231;t&#305;r&#305;rsan kurumu&#351; su yollar&#305;mda birka&#231; &#231;i&#231;e&#287;i art&#305;k sen a&#231;t&#305;r&#305;rs&#305;n. iki dudak aras&#305;nda her an okunacak bir idam ferman&#305;, cenaze namazlar&#305;nda yaz&#305;lm&#305;&#351; bir yak&#305;n tarih kitab&#305;n&#305;n son sayfas&#305;, panzer tekerleklerine s&#305;k&#305;&#351;m&#305;&#351; bir ayakkab&#305;n&#305;n h&#252;zne &#231;&#246;z&#252;lm&#252;&#351; ba&#287;c&#305;&#287;&#305;, gibi &#231;&#246;z&#252;lm&#252;&#351;, gibi k&#305;r&#305;lm&#305;&#351;, gibi ac&#305;t&#305;lm&#305;&#351;&#305;z. do&#287;arsa en serin &#351;afaklarda do&#287;ar bizim k&#305;zlar&#305;m&#305;z. ve art&#305;k biz a&#287;larsak bir tek a&#351;ka a&#287;lar&#305;z. 

belediye zab&#305;talar&#305;n&#305;n sokak k&#246;peklerini itlaf etti&#287;i saatlerde ben, a&#351;k&#305; b&#246;yle hep siyah m&#252;rekkeplerle yazd&#305;m. b&#252;t&#252;n harflerini t&#252;kettim anadilimin bir tek s&#246;zc&#252;k i&#231;in. soldan sa&#287;a yukardan a&#351;a&#287;&#305; &#252;&#231; harfli bir bulmaca i&#231;in, bin harfli bulmacalar&#305;n&#305; &#231;&#246;zd&#252;m g&#246;zlerinin. senin k&#305;blene d&#246;n&#252;kse b&#252;t&#252;n seccadelerim art&#305;k, yazanlar k&#252;&#231;&#252;k harflerle yazm&#305;&#351;lar demektir bizi bir kez. ve hi&#231;bir sat&#305;rba&#351;&#305; art&#305;k bizi b&#246;yle kabul etmez.
U&#287;ur &#214;zak&#305;nc&#305;</description>
      <pubDate>Thu, 15 May 2008 20:51:03 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1467271-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1467271</link>
    </item>
    <item>
      <title>ben a&#351;ka inanm&#305;yorum, ya sen?</title>
      <description>ben a&#351;ka inanm&#305;yorum, ya sen? 
+ben? ben sana inan&#305;r&#305;m,ya sen?
-ha? nas&#305;l yani?
+yani &#351;&#246;yle: 'sen a&#351;ka inanm&#305;yorum' dedin mi?
-dedim...
+e ben de sana inand&#305;m i&#351;te.
-ha?
+e peki sen bana inan&#305;r m&#305;s&#305;n?
-bilmem... nas&#305;l yani?... duruma ba&#287;l&#305;.
+hangisine
-baz&#305;lar&#305; farkl&#305;
+evet, senin i&#231;in.
-senin i&#231;in nas&#305;l?
+bir evet vard&#305;, onu sana verdim bir hay&#305;r vard&#305;, o da bana
kald&#305;.
-ha?
+ya! sen a&#351;ka inanm&#305;yorsun bana da inanm&#305;yorsun ben sana da inan&#305;r&#305;m a&#351;ka da. ya. da&#287;a ta&#351;a bak hep da&#287; ta&#351; ova tepe derdim var diye hayk&#305;r dene, dene beni duyan olmuyor hi&#231; deme dene, dene s&#305;k&#305;l&#305;rsan de&#287;i&#351;tir
-neyi?
+kendini
-ben a&#351;ka inanm&#305;yorum ya sen
+aa, yeter be! inan&#305;rsan inan, inanmazsan inanma a&#351;k senin g&#246;n&#252;l senin bana ne?
</description>
      <pubDate>Wed, 07 May 2008 18:00:53 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1425883-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1425883</link>
    </item>
    <item>
      <title>Tezer &#214;zl&#252;-Ya&#351;am&#305;n Ucuna Yolculuk</title>
      <description>Ya&#351;am &#246;zlemini doyuracak bir olgu m&#252;mk&#252;n m&#252;. (sayfa 13-14) 
Her an&#305; &#246;l&#252;d&#252;r. (sayfa 26)
Ama insan&#305;n ger&#231;ek yetene&#287;ini, t&#252;m ya&#351;am&#305;n&#305;, kan&#305;n&#305;, akl&#305;n&#305;, varolu&#351;unu verdi&#287;i i&#231; d&#252;nyas&#305;n&#305;n olgular&#305;n&#305;n sizler i&#231;in hi&#231; bir de&#287;eri yok ki. B&#305;rak&#305;yorsun insan onlar&#305; kendisiyle birlikte g&#246;ms&#252;n. Ama hay&#305;r, hi&#231; de&#287;ilse susarak hepsini y&#252;z&#252;n&#252;ze hayk&#305;rmak istiyorum. Sizin d&#252;zeninizle, ak&#305;l anlay&#305;&#351;&#305;n&#305;zla, namus anlay&#305;&#351;&#305;n&#305;zla, ba&#351;ar&#305; anlay&#305;&#351;&#305;n&#305;zla hi&#231; ba&#287;da&#351;an y&#246;n&#252;m yok. Aran&#305;zda dola&#351;mak i&#231;in giyiniyorum. &#304;yi giyinene iyi yer verdi&#287;iniz i&#231;in. Aran&#305;zda dola&#351;mak i&#231;in &#231;al&#305;&#351;&#305;yorum. &#304;stedi&#287;imi &#231;al&#305;&#351;mama izin verdi&#287;iniz i&#231;in. &#304;&#231;g&#252;d&#252;lerimi hi&#231; bir i&#351;te uygulamama izin vermedi&#287;iniz i&#231;in. Hi&#231; bir &#231;aba harcamadan bunlar&#305; yapabiliyorum, bir &#351;ey yap&#305;ld&#305; san&#305;yorsunuz.
Ya&#351;am&#305;m boyunca i&#231;imi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullar&#305;n&#305;zla. &#304;&#351; yerlerinizle. &#214;zel ya da resmi kurulu&#351;lar&#305;n&#305;zla i&#231;imi kemirttiniz. &#214;lmek istedim, dirilttiniz. Yaz&#305; yazmak istedim, a&#231; kal&#305;rs&#305;n, dediniz. A&#231; kalmay&#305; denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hi&#231; aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben b&#252;t&#252;n bunlar&#305;n d&#305;&#351;&#305;nday&#305;m. &#350;imdi tek konu&#287;u oldu&#287;um bu otelden ayr&#305;l&#305;rken, hangi otob&#252;s ya da tren istasyonuna, hangi havaalan&#305; ya da hangi limana do&#287;ru gidece&#287;imi bilmedi&#287;im bu sabahta, iyi, ba&#351;ar&#305;l&#305;, d&#252;zenli bir insandan ba&#351;ka her &#351;ey oldu&#287;umu duyuyorum. (sayfa. 75-76)
&#304;nsan &#231;o&#287;u kez her &#351;eyin son buldu&#287;u duygusuna kap&#305;l&#305;yor, oysa ya&#351;am&#305;n sonsuzlu&#287;unu alg&#305;layabilmek i&#231;in bile yeterli de&#287;il bir insan &#246;mr&#252;.

</description>
      <pubDate>Mon, 05 May 2008 18:50:38 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1415582-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1415582</link>
    </item>
    <item>
      <title>Teresa</title>
      <description>Kald&#305;r&#305;mdan inip birka&#231; ad&#305;m geri att&#305;ktan sonra soka&#287;&#305;n tam ortas&#305;nda ellerimi a&#287;z&#305;ma g&#246;t&#252;rd&#252;m ve apartman&#305;n &#252;st katlar&#305;na do&#287;ru seslendim: &#8220;Teresa!&#8221;

Aydan &#252;rken g&#246;lgem ayaklar&#305;m&#305;n aras&#305;na s&#305;&#287;&#305;nd&#305;.

Yan&#305;mdan biri ge&#231;iyordu. Ben tekrar seslendim: &#8220;Teresa!&#8221; Adam yan&#305;ma gelip, &#8220;Sesini y&#252;kseltmezsen seni duymaz. Gel bir de beraber deneyelim. &#220;&#231; deyince ikimiz birden ba&#287;&#305;ral&#305;m,&#8221; dedi. &#8220;Bir, iki, &#252;&#231;,&#8221; deyince ikimiz birden hayk&#305;rd&#305;k: &#8220;Tereeeeesaaa!&#8221;

Kahveden ya da tiyatrodan &#231;&#305;km&#305;&#351; bir arkada&#351; grubu bizi g&#246;r&#252;nce, &#8220;Hadi hep beraber &#231;a&#287;&#305;ral&#305;m,&#8221; dedi. Soka&#287;&#305;n ortas&#305;nda onlar da bize kat&#305;ld&#305;, birinci adam&#305;n bir-iki-&#252;&#231; demesi &#252;zerine hepbir a&#287;&#305;zdan seslendik: &#8220;Te-reee-saaa!&#8221;

Biri daha gelip bize kat&#305;ld&#305;, onbe&#351; dakika i&#231;inde hemen hemen yirmi ki&#351;i olmu&#351;tuk. Aras&#305; so&#287;umadan yeni birileri geliyordu.

Tekses &#231;&#305;kar&#305;p hayk&#305;rmak g&#252;&#231; i&#351;ti do&#287;rusu. &#220;&#231; demeden ba&#287;&#305;ran ya da susmas&#305; gereken yerde susmayan biri &#231;&#305;k&#305;yordu muhakkak, ama sonunda baya&#287;&#305; etkili olmaya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;k. &#304;lk hece &#8216;Te&#8217;nin k&#305;sa ve pes perdeden &#252;nlenmesi gerekti&#287;ine karar verdik; ikinci hece &#8216;Re&#8217;yi uzatarak &#252;nleyecek, &#8216;Sa&#8217;ya gelince tekrar pes perdeden ama k&#305;sa kesecektik. Do&#287;rusu buydu. Her kafadan bir ses &#231;&#305;karsa olmazd&#305;.

Tam adam gibi ba&#287;&#305;rmaya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;k ki, alelade sesli, &#231;illi bir adam, &#8220;Peki k&#305;z&#305;n evde oldu&#287;una emin misin?&#8221; diye sordu.

&#8220;De&#287;ilim,&#8221; dedim.

&#8220;Bak &#351;imdi olmad&#305; i&#351;te,&#8221; dedi bir di&#287;eri. &#8220;Anahtar&#305;n&#305; unuttun, de&#287;il mi?&#8221;

&#8220;Do&#287;rusunu isterseniz anahtar yan&#305;mda,&#8221; dedim.

&#8220;Ee, o zaman neden &#231;&#305;km&#305;yorsun yukar&#305;ya?&#8221; diye sordular.

&#8220;Ben burada oturmuyorum ki,&#8221; dedim. &#8220;&#350;ehrin kar&#351;&#305; yakas&#305;nda evim.&#8221;

&#8220;Merak&#305;m&#305; ho&#351; g&#246;r&#252;rsen,&#8221; dedi &#231;illi ses, &#246;zene bezene, &#8220;orada kimin oturdu&#287;unu sorabilir miyim?&#8221;

&#8220;&#304;nan&#305;n bilmiyorum,&#8221; dedim.

Buna biraz bozulur gibi oldular.

&#8220;Rica etsek s&#246;yler misin,&#8221; di&#351;lerinin aras&#305;ndan konu&#351;an bir ses, &#8220;neden burada dikilip Teresa diye ba&#287;&#305;r&#305;yorsun?&#8221;

&#8220;Bana g&#246;re hava ho&#351;,&#8221; dedim. &#8220;Ba&#351;ka birini de &#231;a&#287;&#305;rabiliriz, isterseniz ba&#351;ka bir evi deneyelim, valla hi&#231; fark etmez.&#8221;

&#214;tekiler bir par&#231;a sinirlendi.

&#8220;Bizimle dalga ge&#231;miyorsun, de&#287;il mi?&#8221; diye sordu &#231;illi, ku&#351;kulu bir edayla.

&#8220;Bu da ne demek &#351;imdi?&#8221; dedim, g&#252;cenmi&#351; gibi; onay almak &#252;zere &#246;tekilere d&#246;nd&#252;m. Kimseden ses &#231;&#305;kmad&#305;, niyetimi anlamam&#305;&#351;lard&#305; galiba.

S&#305;k&#305;nt&#305;l&#305; bir ka&#231; saniye ya&#351;ad&#305;k.

&#8220;Bak,&#8221; dedi, efendiden biri, &#8220;Son bir kez Teresa&#8217;y&#305; &#231;a&#287;&#305;r&#305;r&#305;z sonra herkes evli evine k&#246;yl&#252; k&#246;y&#252;ne.&#8221;

&#214;yle de yapt&#305;k. &#8220;Bir iki &#252;&#231; Teresa!&#8221; Ama pek de iyi &#231;&#305;kmam&#305;&#351;t&#305; sesimiz. Derken herkes evinin yolunu tuttu.

Meydana geldi&#287;imde arkamda biri hala ba&#287;&#305;r&#305;yordu: &#8220;Tee-reee-sa!&#8221;

Orda durmu&#351; ba&#287;&#305;r&#305;yordu. Biri inat&#231;&#305; &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305;.

 

ITALO CALVINO
</description>
      <pubDate>Mon, 05 May 2008 15:09:14 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1414732-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1414732</link>
    </item>
    <item>
      <title>g&#246;&#231;m&#252;&#351; kediler bahcesi</title>
      <description>Ba&#351;kan beni kay&#305;r&#305;yordu galiba. Beni en korkulu durumlardan
kurtar&#305;yor, ba&#351;kalar&#305;n&#305; esirgemezken beni elinde tutuyor, vezirli&#287;e do&#287;ru
s&#252;r&#252;yordu.
Alanda oyuncular&#305;n say&#305;s&#305; epey azalm&#305;&#351;t&#305;. Yar&#305;ya inmi&#351; gibiydik.
Ye&#351;iller direniyor, ba&#351;ar&#305;yla s&#252;rd&#252;r&#252;yorlard&#305; oyunlar&#305;n&#305;. Usta
oyunculard&#305; onlar. Bak&#305;&#351;&#305;yorduk onunla. Kollar&#305;n&#305; a&#231;t&#305;, bana do&#287;ru uzat&#305;r gibi
yapt&#305;, sonra g&#252;lerek yumruklar&#305;n&#305; s&#305;kt&#305;, h&#305;zla uyluklar&#305;na indirerek &#231;arpt&#305;.

Susam&#305;&#351;t&#305;m. Hepimiz susam&#305;&#351; olsak gerekti. Ama su i&#231;in &#231;al&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305;
unutamazd&#305;k. Oyun bitesiye su yoktu hi&#231;birimize.

Oyun &#252;zerine ne biliyorsam ondan &#246;&#287;renmi&#351;tim. Ustam kar&#351;&#305;mda
duruyordu. Ama oyunun oynanmas&#305; &#252;zerine bilgi vermemi&#351;ti. Satranca &#231;ok
benzeyen bu oyunda ta&#351;lar&#305;n, yani bizlerin ad&#305;, satran&#231;taki gibiydi, kurallar
hemen hemen ayn&#305;yd&#305;. Bir iki noktada satran&#231;tan ayr&#305;l&#305;n&#305;yordu. O noktalar&#305; da
Ba&#351;kan anlatm&#305;&#351;t&#305; bu sabah. Ne ki, satran&#231; oynamas&#305;n&#305; bilip bilmdei&#287;imi kimse
sormam&#305;&#351;t&#305;. Morlar&#305;n bilmesi gereksizdi zaten. Bir zamanlar biraz oynam&#305;&#351;
oldu&#287;um i&#231;in, oyunu bilmiyorum diyerek i&#351;ten s&#305;yr&#305;lma&#287;a da kalkmam&#305;&#351;t&#305;m.
Oynamak istemi&#351;tim, ba&#351;&#305;ndan beri, onu g&#246;rd&#252;&#287;&#252;mden, oyuna kat&#305;l&#305;p
kat&#305;lmayaca&#287;&#305;m&#305; soru&#351;undan beri.

G&#246;&#231;me oyunu s&#246;z&#252;n&#252; o da a&#231;&#305;klamam&#305;&#351;t&#305; ama. G&#246;&#231;me oyunun oynand&#305;&#287;&#305;
bah&#231;eye G&#246;&#231;m&#252;&#351;ler Bah&#231;esi ad&#305;n&#305; bilerek verebilirdim ama o s&#246;z&#252;, daha hi&#231;bir
&#351;ey bilmezken uydurmu&#351;tum. Sonra ba&#351;ka bir &#351;ey geldi usuma o ara. Buras&#305;,
g&#246;&#231;m&#252;&#351;lerin bah&#231;esi de&#287;ildi, g&#246;&#231;ecek kedilerin &#231;ekilip g&#246;zden &#305;rak &#246;lme&#287;e
bakt&#305;klar&#305; yeriydi herhalde bu kentin; G&#246;&#231;m&#252;&#351; Kediler Bah&#231;esiydi bu.

G&#246;z g&#246;ze geldik gene. Usumdan ge&#231;enleri bilirmi&#351; gibi, biraz alayc&#305;
bir g&#252;l&#252;msemeyle, ba&#351;&#305;n&#305; "evet" dercesine sall&#305;yordu. Ba&#351;kan h&#226;l&#226; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu.
Kendi oyunumu oynama&#287;a ba&#351;lad&#305;m.

Sen beni ya&#351;atabilirsin, diye ge&#231;irdim i&#231;imden.
Ba&#351;&#305;, gene, evet, dedi.
Ama ya&#351;atmak istemiyorsun &#231;&#252;nk&#252; sen
Ba&#351;&#305;, evet, ben?.. dedi.
Sevildi&#287;ini bilmek istersin.
Evet.
Ama sevildi&#287;inin s&#246;ylenmesini istemezsin. Beni s&#246;ylenmemi&#351; bir sevgide
bo&#287;abilirsin.
Evet.
&#199;&#252;nk&#252;...
&#199;&#252;nk&#252;?..
Bilemiyorum. Galiba... Korkuyorsun.
Evet.
Oyunu kestim. Tats&#305;zla&#351;&#305;yordu.
Kesmedi o.
Bekliyorum, dedi, evet...
Vazge&#231;, dedim ba&#351;&#305;mla. Ba&#351;ka &#246;ks&#252;rd&#252;. K&#305;p&#305;rdam&#305;&#351;t&#305;m. Dondum.

A&#287;a&#231;lar&#305;n aras&#305;nda d&#246;nmeden &#246;nce bacaklar&#305;ma s&#252;r&#252;nen kediye bile
bakmad&#305;m. Kedi ge&#231;ti gitti. A&#231;t&#305;; yorgundu belki. &#214;lm&#252;&#351;t&#252;r &#351;imdi. G&#246;&#231;m&#252;&#351;t&#252;r bu
bah&#231;ede.

Ba&#351;kan beni unutmu&#351;tu. Oysa ben, k&#252;&#231;&#252;c&#252;k piyade
a&#351;a&#287;&#305;lar&#305; savunuyordu &#351;imdi,
oysa ben, k&#252;&#231;&#252;c&#252;k piyade, vezirden ba&#351;kas&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nm&#252;yordum. Ne yap&#305;p
edip onu

Ama... Oyun bitmi&#351;ti. Bitmi&#351;ti benden yana. Bir tek ad&#305;m atmam
yetiyordu i&#351;te. "Ne yap&#305;p edip"in gere&#287;i yoktu art&#305;k. iyi oyuncu de&#287;ildim ama
at&#305;lacak ad&#305;m a&#231;&#305;k&#231;a ortadayd&#305;. &#220;stelik, istedi&#287;imin ger&#231;ekle&#351;mesi bundan
kolay olamazd&#305;.

Alanda bir k&#305;p&#305;rt&#305; oldu. Nerede, nas&#305;l, bilmiyordum. Bildi&#287;im, s&#305;ran&#305;n
bana geldi&#287;iydi.

Her &#351;ey durmu&#351; beni bekliyordu. Ben Ba&#351;kan&#305;n s&#246;z&#252;n&#252; bekliyordum.
Ba&#351;kan ba&#351;ka bir &#351;ey s&#246;yleyemezdi, besbelli. Her yan&#305;m gerilmi&#351;ti, at&#305;lma&#287;a
haz&#305;rd&#305;m. Bir ad&#305;mla vezire &#231;&#305;k&#305;yordum. Ye&#351;illerin veziri ister istemez beniim
oluyordu ard&#305;ndan...

Ba&#351;kan susku i&#231;inde d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu. Bana dikilmi&#351; ye&#351;il g&#246;zleriyle
ba&#351;&#305;n&#305;, ilk kez, "hay&#305;r" dercesine sallad&#305; o.

Neye hay&#305;r?
D&#252;&#351;&#252;nd&#252;&#287;&#252;ne.
G&#252;l&#252;n&#231; olma, tam bu noktaya geldikten sonra... Seni almam&#305; istemezsin
elbet, ondan &#246;yle...
Hay&#305;r. Ama...

Konu&#351;mak istiyordu &#351;imdi. &#220;st&#252;nl&#252;k taslamaktan, tepeden bak&#305;p alayc&#305;
davranarak s&#305;rt ok&#351;amaktan vazge&#231;iyor, konu&#351;mak istiyordu. Usumdan ge&#231;eni o
nas&#305;l anl&#305;yorsa, ben de &#246;yle anlamal&#305;yd&#305;m onun usundan ge&#231;enleri. Mor de&#287;il,
Ye&#351;ildi anla&#351;maya, uzla&#351;maya varmak isteyen. B&#252;t&#252;n g&#252;c&#252;m&#252; kullan&#305;p
anlamal&#305;yd&#305;m onu.

Hay&#305;r, diyordu, d&#252;&#351;&#252;nd&#252;&#287;&#252;n yanl&#305;&#351;.

Birden toparland&#305;m. Beni oyal&#305;yordu. Yapmak istedi&#287;imi sezmi&#351;,
&#246;nleme&#287;e &#231;al&#305;&#351;&#305;yordu. &#350;u anda bir d&#252;&#351;manl&#305;k durumu i&#231;indeydik.
Dost olmam&#305;&#351; m&#305;yd&#305;k bug&#252;ne dek? Hi&#231; yan yana durmam&#305;&#351; m&#305;yd&#305;k?
G&#246;r&#252;&#351;t&#252;&#287;&#252;m&#252;z anda b&#252;y&#252;lemi&#351;ti beni. Ama ben mi ona yakla&#351;
D&#252;&#351;&#252;nd&#252;&#287;&#252;mden vazge&#231;mek istemiyordum. Ona bakma&#287;&#305; bile b&#305;rakt&#305;m, yan
g&#246;zle Ba&#351;kan&#305;n a&#287;z&#305;n&#305; kollama&#287;a ba&#351;lad&#305;m. Ba&#351;kan karar&#305;n&#305; verdi, a&#287;z&#305;n&#305;
aralad&#305;.
&#199;&#305;kacak sesi beklemedim. Bir tek uzun ad&#305;m att&#305;m. Binlerce insan&#305;n
g&#246;&#287;s&#252;nden bir k&#246;r&#252;k sesi &#231;&#305;kt&#305;.
U&#287;ultu dindi&#287;inde onun sesini i&#351;ittim. "Mat" diyordu. &#220;st&#252;mdeki,
elimdeki demirlerin g&#246;&#287;&#252; tutan g&#252;mb&#252;rt&#252;s&#252; i&#231;inde y&#305;&#287;&#305;ld&#305;m durdu&#287;um yere.
Bilge Karasu.</description>
      <pubDate>Sat, 26 Apr 2008 19:40:31 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1375928-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>siyahkedibeti</author>
      <link>http://siyahkedibeti.sosyomat.com/blog/1375928</link>
    </item>
  </channel>
</rss>
